ZAMAN ZAMAN İÇİNDE KALBUR SAMAN İÇİNDE
Ya da:
"It's all in the mind, y'know!"*
 
 
Levent Resul Space_time Sokrates
Photo © 2010 Copyright Levent Resul Drawing by Levent Resul © 2010 Copyright Levent Resul Drawing © 2010 Copyright Levent Resul
 
 
1970'LER...

"70'li yılları çok seviyorum". O zamanlarda yaşamak istermiş. Nereden mi geldik bu konuya? Takılardan...   "Ben takı, mücevher sevmiyorum". Gerçekten de ne bir yüzük, ne kolye ne de küpe. Üzerinde hiç bir takı/mücevher yoktu. Bunu söyledikten hemen sonra . "Ben 1970'lerde yaşamak isterdim" dedi. E ben yaşamıştım 1970'leri. Hem de 18-20 yaşlarım o yıllara denk gelmişti. İyi de yaşamıştım- sanırım. Şimdi, 2010 yılında 20 yaşında bir  kız, bana '70'lerde yaşamaya can attığını anlatıyordu... Şöyle bir tarttım. Onu hayalimde alıp 40 yıl önceye, o zaman dolaştığım çevrelere koydum. "70'li yılların" insanları ile gerçekten de bir uyum içinde olduğunu farkettim

"O zamanlara ait filmleri seyrediyor musun?" diye sordum. Tabi seyrediyordu! "Belki de seyretmemiş olduğun bir film adı söylüyorum: 'Blow Up'. Internetten bakıversene."

"Seyretmemiştim!"... Gözleri parlayarak Google'a yazdı. "Aa çok güzel, Türkçe adı 'Cinayeti Gördüm' müş... Mutlaka seyrederim". Öykü Julio Cortazar'ın, filmin yönetmeni Michelangelo Antonioni. [IMDb için Tıklayın]

Orada uzun uzun konuşamadık, çıkmam gerekiyordu. 1966 yapımı filmi ben, sanırım 70 veya 71'de 18, 19 yaşındayken seyretmiştim. Film bende dehşetli bir imgelem birikimi yaratmıştı. Yıllar boyunca, o, "agrandizör"de büyüttüğü fotoğrafta yeni yeni ipuçları yakaladığını düşünen genç fotografçıyı düşündüm durdum.

Hayatımız böyle bir deneyim değil miydi aslında? Gerçek, tam yakaladığımızı sandığımız bir anda elimizden kayıp gidiyor ve yerini sanrılar, hayaller, kuşkular, yeni sorular, belirsizlikler almıyor muydu?

2010 yılının 20 yaşındaki su gibi duru, "takısız", makyajsız genç kızıyla beni bir ortak heyecanda buluşturan 1970'leri bir kere daha sımsıcak bir sevgi kabarması yaşayarak hatırladım - andım.

"Artık herkes çok tembel. Bugünün insanları düşünmeyi sevmiyor. Tuşa basmaya bile üşenen, okumayan, düşünmeyen bir insan kalabalığı var etrafımda". Siyah, upuzun saçları ile doğanın kucağında büyümüş bir kızılderiliyi andıran sohbet arkadaşım, gözlerinde gençlik ateşi, kalbinde o bilmediği ve yaşamadığı '70'lere beslediği kocaman sevgisi ile bana bunları anlatıyordu.... 1968 yılında elinde tuttuğu domatesi sallayarak konuşan bir hocamı hatırladım birdenbire: "Bu domatesin kıymetini bilin. Çok kısa bir zaman sonra bu tadın kaybolduğunu, saman gibi bir taklidin bu muhteşem doğa harikasının yerine size yutturulduğunu göreceksiniz"...

Domates için gerçekleşen kehanet, galiba "insan" için de geçerliydi!

Vedalaştık. Bana ikram ettiği içi çikolatalı bisküviyi ağzıma attım ve suratıma yayılan bir gülümsemeyle merdivenleri çıkmaya başladım-2010 yılının Aralık ayının 24üncü gününde apansız kendimi 1970'lerde buluvermiştim.

Bugün Noel değil mi bu arada?**

Levent Resul
___
* Alıntı The Beatles'ın "Yellow Submarine" 33'lük  (Soundtrack) Albüm kapağından.
**24 Aralık Noel Arefesi. 25 Aralık ise Noel.
 
   
  Yağmur  
  The reason what we live for is unclear to us.
© 2010 Copyright Levent Resul
email levent@leventresul.com